21 Kasım 2013 Perşembe

Cam Şeker

Blog yazmaya karar verdiğimde bir anda geldi aklıma. Şöyle rengi albenili, insana göz süze süze ışıldayan bir şeker. Paketinin kıvrımlarına dokunmaya kıyamazsın, onu eline alıp içinden baktığında bir başka görünür her şey. Dilinin ucu ile bir dokunursun ki  papiller mest olur, coşar, kıvrıla kıvrıla raks eder. Sonra dayanamazsın, kavuşmak istersin. Ağzına atıp çiğnediğin anda geri dönülemez bir yolun pişmanlığı alır seni, ağzına saplanan gerçekliğin yolundan sızan kanının lezzeti, bu nesnenin efsununu daha da yayar ruhuna. Dayanamaz biraz yutarsın. Bu sefer benliğine vazgeçilemez bir acılık yayılır. Kanında dolaşan ızdırabın verdiği tarifi imkansız lezzet sana kimsenin bilmediği bir sırrın meş'um bekçiliğini verir. Prometheus'un o çılgınlığı yapmadan evvel üç beş tane attığına eminim bundan. Başka türlü Zeus'tan ateş çalacaksın ha! Yemez...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder